Kategori arşivi: Reklam

| AD | Angelina Jolie’nin Yolculuğu

Angelina Jolie benim “hayran”lık kelimesi ne ifade ediyor, ne kapsıyorsa, hepsini hissettiğim nadir kadınlardan biridir. Beni bazen çok kızdırır, “aghh oysa ne kadar güzelsin niye bu kadar zayıfladın” diye, “poff oysa ne kadar güzelsin tutmuş yine siyah giymişşsin” diye, kırmızı halıya o hep gelsin diye hem beklerim, hem bilirim gelse ne olacak derim:) Ama ona hayranlığım başka, inanılmaz derecede güzel olmasının yanında, inanılmaz derecede de yalın olması, bu kadar içindeyken çemberin bu kadar dışında durması, dünyanın en yakışıklı adamlarından biriyle huzuru bulması, her tür çılgınlığı yapıp frene basma zamanı gelince durması, hem asi hem dingin, hem güzel hem özensiz, hem ünlü hem değil gibi olması, aslında “anormal” olması:)

Neyse kendisi son olarak LOUIS VUITTON’un “Core Values” serisinin son yüzü oldu ve hem de inanılmaz astronomik bir paraya uzun zamandan sonra ilk defa bir markanın yüzü olmayı kabul etti. Bu paraları neler için kullandığını bildiğimizden iki kere helal olsun diyorum ve bir arkadaşımın da dediği gibi inanılmaz güçlü, huzurlu, güzel bir Angelina Jolie ile sizi baş başa bırakıyorum.

LOUIS VUITTON reklam videosu. Bir yolculuk… Bir yolculuğun değiştirdiği hayat, gösterdiği yol, yarattığı sorgular ve dahası… Biz de hayatımızın yolculuklarını ertelemeyelim umarım.

| AD | MANGO ve MOSCHINO’yla Sonbahar Reklamlarında İlkler

Sonbahar reklam kampanyaları birer birer ortaya çıkıyor, ben hepsine yer veremedim hala, çok özür hanımlar beyler!

MANGO yeni sezonda yeniden Scarlett Johansson’la, bu gördükleriniz ilk kareler! Scarlett’a ne yapmışlar öyle, nasıl bir programa tabi tutmuşlar bilemedim ama photshopdan daha iyi bir şey icat edilmiş sanırsam! Scarlett canım geçen ödül töreninde seni görmesem böyle bir şey olduğuna inanacağım!

Gelelim bir diğer “ilk”e, canımız kuzumuz, “bir gün beni de çekse yeaa” diye Istanbul’a da beklediğimiz sokak stili blogcularının Tanrısı The Sartorialist Scott Schuman’ın aynı alanda sanatını icra eden cici, tatlı, yetenekli, biricik manitası Garancé Dore MOSCHINO’nun sonbahar kampanyasına imza attı! Eh sokak denince, sokak stili denince, sokak stilini fotoğraflamak denince…

[Kaynak:wwd,fashionologie]

| MODA SANATI | Cutler&Gross Reklam Kampanyası Bir Tamara De Lempicka Tablosu

Kocaman kocaman hayallerimden biri de hep bir gün evimin duvarında bir TAMARA DE LEMPICKA tablosu olmasıdır…O yüzden CUTLER & GROSS gözlüklerinin Sonbahar/Kış 2010 reklam kampanyası beni benden aldı!

Bakınız soldaki reklam fotoğrafı Tamara’cığımın yetenekli ellerinden çıkan sağdaki tablonun aynısı:) Nasıl güzel bir fikir, bayıldımm!

TAMARA DE LEMPICKA’nın soyadı biz moda meraklılarının dikkatinden kaçacak gibi değil, evet ama LOLITA LEMPICKA ile ilgisi yok:)

Polonya’nın zengin ve varlıklı sosyetik bir ailesinin ortanca kızı olan Tamara, resim eğitimini İtalya, Fransa ve İsviçre’de almış. Daha 15 yaşında operaya gittiği bir gece kalabalıklar arasında dikkatini çeken adam için evleneceğim adam demiş ve ona Lempicka soyadını veren Tadeau Lempicki ile evlenmiş, Rus İhtilali sırasında tutuklanan kocacığını ise hapishane hapishane aramış durmuş ve sonunda bulmuş!

Soft kubizm ya da sentetik kübizm olarak sınıflandırılan tarza sahip eserlerinde canlı, parlak renkler, geometrik bir erotizm, ipeksi vücudu saran giysiler, obsesyon derecesinde zambak figürler ve otomobiller öne çıkmaktadır. Neokübikler arasında adını başarıyla duyuran nadir kadın ressamlardan biri olan Lempicka Picasso, Gide ve Cocteau ile birlikte çılgın, bohem ve biseksüel yeni hayatında kızına artık hiç vakit ayırmayan ve ondan uzaklaşmış, byatılı okul ve anneanne arasında gidip gelen kızına ir daha dönmeyeceğini söylemiş ama tüm bu ilgisizliğine rağmen de sürekli olarak kızını resmetmiş tablolarında.

[Kaynak:wikipedia,goodart]

| AD | GIVENCHY Sonbahar 2010 Reklamlarına İlk Bakış

For English, please click

RICARDO TISCI bol modelli yeni sezon reklamlarından ilk görüntülerle karşınızda. Kampanyada pek tabii Tisci’nin bebeği Mariacarla Boscono’ya Joan Smalls, Ming Xi, Catherine McNeil, Malgosia Bela ve Tisci’nin kişisel asistanlığını yapan ve eski Brezilyalı bir model olan Lea T. Lea eşlik ediyor. Ailemden biri gibi dediği Lea için Tisci çok feminen, çok aristokrat ve çok kırılgan diye eklemiş. Kampanya Paris’te MERT&MARCUS tarafından fotoğraflandı.

Ateş kırmızıları ve siyah beyaz karelere eklenen ekruları, o kırmızı nefis botları, kırmızı dudakları ve köşeli çeneleri sevdim!

[Kaynak:fashionologie]

| Süpermodelin Sonu

Henüz uluslararası tanınırlığı olan bir model çıkaramamış bir ülkenin vatandaşı olsak da zenginin malı züğürdün çenesini yorar misali son zamanlarda pek konuşulan “süpermodellik nereye kayboldu/süpermodel devri bitti mi” konusuna değinmeden edemeyeceğim çünkü süpermodellere bayılır(d)ım!

Stephanie Seymour-Cindy Crawford-Christy Turlington-Tatjana Patitz-Naomi Campbell

Model kelimesinin başına “süper” sıfatını ekleyen hatta bu iki kelimeyi “1″ yaparak moda litratürüne sokan gerçek SÜPER modeller 90larda kaldı, 2000ler artık hızla model tüketme devrine dönüştü-diyor moda endüstrisi. Biz de “aah ah nerde o Lindalar o Cindyler caaanım!” şeklinde iç geçirmiyor değiliz. Yukarıda Herb Ritts’in meşhur karesinde gördüğümüz süpermodelleri o zamanlar hem ayrı ayrı hem de böyle şükür yaradana misali topluca fotoğraflamak da o fotoğraflara bakmak da ayrı bir keyifti. Tamamen kusursuz, mükemmel, kadın gibi(hükümet gibi diyesim geldi:)) kadın, ruhu olan, sağlıklı, enerjik, havalı, alçak dağları yaratmış ve sana bana göre değil istisnasız herkese göre güzel “kadın”lardı onlar. Önce birer genç kızken, büyüdüklerini, lolita seksapelinden olgun seksapele geçtiklerini, gösterişlendiklerini, güçlendiklerini kare kare takip edebildik yıllar içinde, oysa şimdi modellerin çoğu birbirine benzeyen çok güzel çıtır pıtır “kız”lar!

Tabii ki Natalia, Lara, Daria da muhteşem yaratıklar, peki ama nasıl oluyor da çok çok para kazanmalarına rağmen bir zamanlar sokakta istisnasız herkesin “Naomi!”, “Claudia!” diye isimlerini tek tek bildiği modeller kadar tanınır, o derece ilgiye mazhar olamıyorlar, nasıl oluyor da kampanyaları ya da kapakları sıklıkla aktris, şarkıcı ya da sosyetiklere hatta eteğinde bebesi evine çekilmiş olması beklenen 40 küsür yaşlardaki ex-süpermodellere kaptırıyorlar, nasıl oluyor da Paris Hilton ya da Lindsay Lohan’dan aşağıdaki satırlarda ancak konuşulabiliyorlar? Geçenlerde Coşkun Hürsel‘in blogunda gördüğüm şu aşağıdaki VOGUE kapağındaki isimleri saniyenin onda birinde sol baştan sayabildim(tamamen doğal Helena Christensen-Claudia Schiffer-Naomi Campbell-Christy Turlington-Stephanie Seymour), peki ya yukarıdaki Steven Meisel imzalı kapaktaki isimleri kaç kişi sayabiliyor şimdi(photoshop sonrası Liya Kebede, Natalia Vodianova, Anna Jagodzinska, Isabeli Fontana, Lara Stone, Jourdan Dunn, Raquel Zimmerman,Caroline Trentini, Natasha Poly)?

Eskiden herkes için süpermodellerin her yaptığı bir numaralı haberken, dergi kapakları süpermodelleri fotoğraflayabilmek için keşke 1 senede 13-15 ay olsa derken, artık kapaklar çoğunlukla ya Kate Moss ya da celebrity isimlere yer veriyor. Yeni modellerin neleri eksik? Neden onlar “süper” model değil? Yoksa aynı da bazılarımıza mı öyle geliyor? “Bizim zamanımızda domatesler şeker, tavuklar lokum gibiydi” demek gibi bir şey mi “bizim zamanımızda süpermodeller vardı artık yok” demek? Yoksa sadece nostaljinin büyüsüne mi kapılıyoruz?


Cindy Crawford-Tatjana Patitz-Helena Christensen-Linda Evangelista-Claudia Schiffer-Naomi Campbell-Karen Mulder-Stephanie Seymour(Peter Lindbergh) yıllar önce

Anna Wintour’un, Micheal Kors ve Natalia Vodianova ile birlikte Boston’da katıldıkları bir panelde belirttiği üzere 20 yıl önce modellerin olgun ve kadınsı görünmelerine “izin” varken, endüstri artık podyumda 13-14 yaşında olan ya da öyle görünen incecik modelleri tercih ediyor. Wintour’a göre süpermodel kavramının bitiş sebebi bu aşırı genç ve aşırı ince model tiranlığı. Ve daha da önemlisi bu kızların büyümesine izin olmaması! Bence önemli nokta bu, “büyümesini istememek” onların süper olmasına en büyük engel, çünkü 90ların süpermodellerinin büyüyerek geliştirdikleri karakterleri ve tavırları kusursuz fizikleriyle birleştiğinde onları süper yapmıştı. Öyleki bir çoğunun ismini söylediğinizde aklınızda beliren keskin bir imaj var, tüm tavırlarını bakışlarına yansıtabildikleri bi pozla kazınıp kalmışlar.


Stephanie Seymour-Christy Turlington-Linda Evangelista-Claudia Schiffer-Cindy Crawford-Naomi Campbell yıllar sonra:)

Micheal Kors tasarımcı ürünlerini alan çoğunluğun 30 yaş üstü olduğunu ve bu anlamda podyum ve kampanyaların gerçek hayatla kesinlikle örtüşmediğini belirtiyor aynı panelde.
Yeni modelleri temsilen panelde bulunan Natalia Vodianova ise bir çoklarına kıyasla modelliğe oldukça geç yaşta 18inde başladığını ama her zaman yaşının çok çok altında göstermesinin kendisine avantaj sağladığını, yine de modellik kariyeri boyunca inceliğini uçlarda tutabilmek adına anoreksiya gibi ölümcül bir hastalıkla mücadele etmek zorunda kaldığını söylüyor. Stephanie Seymour’a bakıyorum da şimdi, resmen şişman! diyesim geliyor. Ama hayır hem ince hem de çok güzel!


Stephanie Seymour

Anna Wintour modellerin çoğunun ancak çok genç ve haliyle ergenlikteki o über ince silüete sahipken iş yaptığını ve dolgunlaşmaya başladıkça pek çok işten olduklarını, bu sebeple de 90ların süpermodelleri gibi bir kaç jenerasyon boyunca toplum hafızasına isimlerini kazıyacak süre dolmadan işlerinin bittiğini belirtiyor. (Bu arada bu konuyu konuşan isimler de sanki bu aşamaya gelinmiş onların haberi olmamış şimdi de çok şaşırmışlar gibi, VOGUE editörü benim de haberim mi olmadı, New York’ta defileyi eniştem mi yaptı!?)

Son yıllarda yıldızı parlayan ve bize eski silüetleri hatırlatan Lara Stone’un fazla dolgun olduğu için(kadın 34 beden!) onlarca işten olduğunu, “şişman olan kız” diye anıldığı için bunalıma girdiğini ve tam ümitsizliğe kapıldığında isim yapmaya başladığını sayısız röportajından biliyoruz. Natalia Vodianova ve Isabeli Fontana gözbebeğim ama yeni isimler içinde eski süpermodellerdeki kadınsı ve vahşi hava bence sadece Gisele Bündchen ve Daria Werbovy’de var.

Natalia Vodionova-Isabeli Fontana

Daria Werbovy-Gisele Bundchen

Lara Stone

Observer yazarı Emily Nussbaum’un teorisi ise bambaşka; yazar, süpermodel kavramının hem mecazen hem de kelimenin tam anlamıyla çok çok büyüdüğü için gözden düştüğü kanısında. 90′ların süpermodellerinin isimleri esas markanın önüne geçecek kadar güçlü birer marka haline gelince(para da yetişmez olunca:p) sektörde yavaş yavaş modellerde şahısın ön plana çıkmayacağı anonimite trendinin başladığını söylüyor. Hatta yeni modellerin çoğunun eski süpermodellere kıyasla daha az eğitimli olduklarına ve daha fukara ülkelerden geldiklerine dikkat çekiyor. Toplumdaki aşırı tanınırlık ve ilgi kaldıracı olmayınca da haliyle modeller rahatlıkla değiştirilebilir yüzler haline geliyor, tasarımcı gölgede kalmıyor ve o modelden vazgeçti diye marka yıpranmıyor. Oldukça ikna edici bir teori olsa da bu durumda şunu sormadan edemiyorum, markayı gölgeleyecek ya da astronomik paralar dökecek “süperlik”te model istemeyen sektör o zaman neden örneğin Victoria Beckham ya da Beyonce hadi bilemedin Kate Moss’un aşırı tanınırlığı için paraları dökmeyi seçiyor o halde(VBli bir Armani’dense Helena Christensen’in milyon dolara göründüğü bir Armani’ye can feda!)?? Ya da neden son 2 yıldır büyük markalar yeni yüzler yerine yeniden hasretle süpermodelleri kucaklıyor kampanyalarında?


Helena Christensen

Bir diğer sebep de yine tüketmenin dayanılmaz hafifliği olabilir, 90larda olan ne kaldı ki süpermodel kavramı kalsın? On yıllarca aynı kadınları ikonlaştırmak hatta her hangi bir şeyi yıllarca tutmak devri kapanmadı mı, artık herkes hızlıca sıkılmıyor mu zaten elinde olandan ya da hep istediği şeyi elde ettiği anda ondan?

Aşağıda aynı fotoğrafçıdan Peter Lindbergh’den eski ve yeni iki kare var, photoshoptan nasibini alamamış olan ilkinde 90ların süpermodellerinden bazıları:Naomi Campbell, Linda Evangelista, Tatjana Patitz, Christy Turlington ve Cindy Crawford; ikincisinde günümüzden Sasha Pivovarova, Natasha Poly, Catherine McNeil, Lily Donaldson ve Doutzen Kroes. Hangileri daha güzel diye sormak abes, yeni modeller de çok çok güzeller, ama hangileri süper sorusunun cevabı bende çok açık. Peki sizce? Modelliğin “süper”i kayboldu mu?

[Kaynak:wwd,fashionologie,Allston/Brighton,The Observer, ELLE UK]

| AD | LEEgend !

For English, please click

“Asi Gençlik”…Sinema tarihinin en önemli, en ölümsüz filmlerinden biri. Ben defalarca izledim. LEE Asya pazarı kampanyası için ASİ GENÇLİK filminde bu pozuyla akıllara kazınmış James Dean’i reklam yüzü olarak seçmiş, bence çok da güzel olmuş. O saçlar, kısık gözler, deli kan kırmızısı naylon ceket ve LEE içinde James Dean…

[Kaynak:fashionindie]