Kategori arşivi: Fashionable Istanbul

| FASHIONABLE ISTANBUL By AVEA

Evet hanımlar insanın duyunca en gıcık olduğu şeylerden biri nedir? “Ben dememiş miydim?” demek! Bu organizasyonun haberleri ilk çıktığında yazdığım yazıda en hızlı şekilde takvimi ve hangi koleksiyonların defilesinin yapılacağını açıklamalı Fashionable demiştim, ve işte Cuma günü ROBERTO CAVALLI defilesiyle gördükki Milano’da en son sunulan İlkbahar/Yaz 2010 koleksiyonu bile değildi, her bir parçayı style.com’dan, fashion tv’den filan çoktaaan izlemiş, bir çoğunu kırmızı halıda defalarca görmüş olduğumdan ben bizim sosyetenin şaşkınlık ve celalden bi karış açık ağzını seyretmeyi yeğledim:)) A-aaaaaaaa bunlar eski ayol! E tabi şekerim çünkü sen bir üçüncü dünya sosyetesisiiin!!! Öyle görülüyorsun, eski koleksiyonları izlemek için kırmızı halıda giyeceğin kıyafete parayı gömme ezikliğini gösterdiğin, davetiye edinebilmek için yırtındığın sürece, bir dakika beni davet ettiniz ama hangi koleksiyonu izleyeceğim diye sormadığın sürece de öyle görüleceksin, zira bu soruyu bir tek ben sormuşum! Defilenin ilk kısmını yani Sonbahar 2009 koleksiyonunu TV’den izleyemediyseniz ama merak ediyorsaniz Milano’dan izleyin bu linkte mevcut, ya da direk butikte zaten mevcut:)Buyrun taaa 2005‘lerden(moda camiasında buna demode diyoruz) kalma parçalar:

Daha sonra mikrofon tutulan “şaşkınlık” dile geldi, şunları söyledi:)

Dilek Hanif (Modacı): Defileye Cavalli yeni koleksiyonunu gösterecek diye merakla gittik ancak hayal kırıklığına uğradık. 2 ay önce Milano Moda Haftası’nda ünlü modacılar 2010 yaz koleksiyonunu tanıttı. Orada Cavalli de vardı. Madem Fashionable, İstanbul’un moda haftası Cavalli niye eski koleksiyonuyla geldi. Moda haftalarında yeni koleksiyon gösterilir. Defileyi şaşkınlık içinde izledim. Biz üçüncü dünya ülkesi değiliz. Buradaki kadınlar modayı çok yakından takip ediyor, bizi niye hafife aldı anlamış değilim.

Deniz Berdan: Bunlar Türkiye’yi Ortadoğu ülkesi olarak görüyor. Zaten Cavalli’nin müşterisi de Ruslar ve Araplar. Onların pazarı bu. Cavalli Türkiye’ye gelirken elinde ne kadar satılmayan mal varsa onları getirmiş. Organizasyon süperdi ama defile bizi şaşırttı. 7-8 sene önceki koleksiyona ait kıyafetler bile vardı.

Demet Şener: Defilede herkes Cavalli’nin eski koleksiyonunu konuştu. Bazı kıyafetleri 2 sene önceden hatırlıyorum. Herhalde bizim modayı bu kadar yakından takip ettiğimizi hesaplayamadı. Koleksiyonu görür görmez ’bunlar eski’dedik.

Hande Ataizi: Organizasyon çok güzeldi ama Cavalli keşke 3 yıl önceki kıyafetleri podyuma çıkartmasaydı. Hala mağazada olan kıyafetler bile sergilendi. Biz oraya 2010 koleksiyonunu görmek için gittik. Bu şuna benzedi; Bolşoy Balesi de Türkiye’ye geliyor ama 3’üncü sınıf castı gönderiyorlar.

Derin Mermerci: Eski sezondan kalma tuvaletler dikkatimden kaçmadı. Bazı modeller çok belirgin şekilde göze çarpıyordu. Defilede 2007 yılında Oscar ödül töreninde Kate Hudson’un giydiği bir tuvalet bile vardı. O dönemlerde New York yaşadığım için çok iyi biliyorum.

İvana Sert: Roberto Cavalli’nin ekonomik kriz nedeniyle zor günler geçirdiğini bir gazetede okumuştum. Bu yüzden de İstanbul’a eski koleksiyonu getirdi galiba. Özellikle uzun elbiselerin hepsi eski parça. Onları defileyi doldurmak için getirdi herhalde. Leopar desenli kuyruklu elbisenin en az 3 yıllık olduğuna çok eminim.

Hande Acar: Beklediğimin çok altında bir defileydi. Cavalli bizim modadan anlamadığımızı sandı. Defiledeki bazı elbiseler o kadar eski koleksiyondaki para verip kesinlikle almazsın. Çoğu elbise bana tanıdık geldi. Cavallli Türk kadınlarına gereken önemi vermedi, bizi biraz kandırdı. Cavalli’nin New York ya da Milano Moda Haftası’ndaki defilelerini de izledim, bu defilenin onlarla uzaktan yakından ilgisi yok.

Ama yiğidi öldürelim hakkını yemeyelim, biz cicilerimizi giyelim, allanıp pullanıp Boğaz üstünde sefa sürelim, kırmızı halıda poz verelim diye bu organizasyonu düzenleyeneler binlerce dolar harcamışlar ve haftasonumuza renk katmışlardır, “çok mersi:)” Bir daha olsa bir daha giderim eğlenirim. Aşk-ı Memnu’da Fırdevs’ciğimin dediği gibi harika bir “ivent” oldu! Organizasyon hakikaten organize, elit ve çok şıktı. Podyum, ışıklandırma, havalandırma, ön sıra düzeni, ve podyum yüksekliği çok profesyonel, TV’den canlı yayınlanması olamayacak kadar güzeldi, bravo! Jessica Stam ve Lilly Donaldson gibi süper modellerin podyumda olması mükemmeldi(bu arada Donaldson’ın giydiği Cavalli parçalardan biri direk kendi sandığından bile çıkarıp getirmiş olabilir, zira 2007′de kırmızı halıda giymişti) Ertesi gün gazetelerde atılan manşetlerdeki “naftalin” kokusu ondan geliyordu herhalde!

Kısaca bu etkinlik Istanbul’u soksa soksa dünya moda takviminin 5 sene öncesine sokmuştur. Yine “dediğim” gibi bu Türkiye’yi tanıtma adına turistik bi etkinlikti, ama en az bizim basın kadar yabancı basın da bu üçüncü dünya ülkesine eski koleksiyonların nasıl yedirildiğinin altını çizmiş, hatta artık dikildiği bile şüpheli olan koleksiyonların önce Türkiye, ardından Çeçenistan ve Suriye’ye gideceği yazılmış, aaah ah bilikte anıldığımız ülkelere bak, bir başlık “Cavalli Türk ve Çeçen mücahitleri leopar deseni giydirecek!” şeklinde atılmış.

Madem bir organizasyon yapıyorsun, madem bunu Türk moda sektörü için bir misyon olarak üstüne basa basa söylüyorsun, madem hazır dünyada özellikle lüks tüketimi vuran bir kriz var, ve onlar da altının, petrolün ve paranın bol olduğu doğunun kapılarını açmak için yırtınıyor, o zaman güç sende be aziz kardeşim, bastır hiç olmazsa en son yani İlkbahar/Yaz 2010 koleksiyonuyla gelsin, ama hayır, hayır çünkü adam Milano’ya, İtalyan Moda Konseyi’ne bağlı, çünkü adam seni hakikaten dünyadan bi haber bir köprü sanıyor. Öyle ki defilenin ilk kısmı ile ikinci kısmı arasında bir anda bir sinevizyon gösterisi başladı, bu sinevizyonda Bay Cavalli ünlülerle partilerken, ünlülerle kırmızı halıda boy gösterirken, ünlülerle akşam yemeği yerken vs vs vs gösteriliyor, işte orada da benim ağzım açık kaldı, işte dedi biz Batı’da böyleyiz, o sizin hayran olduğunuz yıldızlarla ben sabahlara dek eğlenirim, hepsiyle kankayım, siz muhafazakar, az gelişmiş, kendi dilinden başka dil bilmeyen, bir üst sınıf tarafından kast şeklinde yönetilen ülkeciğin bu dünyadan haberiniz yoktur buyrun izleyin, öğrenin!

Son sözüm eve döndüğümde gördüğüm ve gururumuz ikoncanımız Eda Hanım’ın Roberto Cavalli ile yaptığı röportaj, canım benim o nasıl bir oturuştu öyle pehlivan gibi, insan bi bacak bacak üstüne atar, ona da hafif hoş bir eğim verir, bizimki köy kahvesinde köy ağası mübarek bacaklar iki yanda açık yayılmış, sanırsın neredeyse bi de elini atacak tombala çekecek. Yani “Sen Cavallisin filan ama ben de bak ne kadar rahatım, coolum karşında hıh!” demenin vücut dili böyle oluyor sanmış ikoncanım. Ah ah! Bir de kırmızı halıda o kadar çok leopar deseni vardı ki anlatamam, Cavalli defilesine leopar giymek kadar klişe ne olabilir!

Ve tabii ki ne bir Türk giyim markası, ne bir Türk modacı hazır moda devleri oradayken onları etkileyebilecek parçalar gösterebildi, çünkü bir Türk modacı eski koleksiyon çıkarsa podyuma yerden yere vurulur, ziyan edilirdi; eh yenisiyle gelse “ne münasebet Bay Cavalli’yi ezmek bu” olurdu! Ben olsam Cavalli ile, Ferre’nin tasarımcıları ile Missoni tasarım ekibi ile görüşecek basın grubuna tamamen Türk tasarımcılardan parçalar giydirirdim, bence çok rahat freebe alınırdı, örneğin Eda Hanım röportajları yaparken böyle giyinebilirdi. Gamze Saraçoğlu giyerdim Reina’ya giderken, Dilek Hanif giyerdim, nerdeeee.

[Kaynak:style.com, justjared,people, gazetevatan,hurriyet,gecce]

| FLASHION’ NEWS | Fashionable Istanbul’a Azıcık Kaldı

Hanımlar fashionable Istanbul Cuma start veriyor, etkinliğin artık resmi bir web sitesi de var, buraya tıklayıp detaylara bakabilirsiniz. Takvimde partiler, tasarımcılar linkinde de katılacak tasarımcılar var fakat hangi sezon koleksiyonları ile katılacakları mevcut değil, katılacak modellerin de listesi var. Defilelerin davetiyeli olduğunu ve davetiyelerin de sınırlı sayıda olduğunu biliyoruz, bir söylenti de davetiyelerin karaborsaya düştüğü!

| FLASHION’ NEWS | Fashionable Istanbul by Avea

Fashionable Istanbul hakkında daha önce düşüncelerimi yazmıştım, yazının en önemli kısımlarından biri ise hala tam olarak neden bahsedildiğini bilemiyor olmamızdı. İşte bugün bu organizasyonla ilgili detayları öğrendik.
Öncelikle FASHIONABLE ISTANBUL by AVEA isimli etkinlik 23-25 Ekim tarihleri arasında yapılacakmış, mekan konusunda bir bilgi yok fakat her gün 2 defile olacağını ve Türk moda markalarının yanında MISSONI, SALVATORE FERRAGAMO, VIVIENNE WESTWOOD, ROBERTO CAVALLI ve GIANFRANCO FERRE’nin koleksiyonlarını tanıtacağı kesinleşti. Burada henüz benim için hala önemini koruyan ama bilgi alamadığım kısım bu birbirinden önemli tasarımcıların hangi koleksiyonlarını sunacağı. Yaklaşmakta olan Milano ve Paris moda haftalarında sunmuş olacakları İlkbahar/Yaz 2010 koleksiyonları olacağını tahmin ediyorum, yani biz Fashionable Istanbul’dan önce bloglarda, wwd ve style.comda görmüş olacağız.
İşin Türk modası ve modacıları boyutuna gelirsek, etkinlik çerçevesinde bir “Genç Modacılar Show”u düzenlenecekmiş, ve beğenilen genç tasarımcılar ünlü modacıların yanında stajyerlik fırsatı yakalayabilirmiş. Türk moda markalarından ise henüz belirlenen isimler yok, halen başvuru süreci devam etmekteymiş.
Sonunda Bar Rafaeli ve pozları dışında böyle elle tutulur, dolu dolu bilgiler aldığıma pek sevindim, içim rahatladı. Ayrıca bunun modanın eğlence kısmına yönelik ve Türkiye’nin tanıtımı açısından da pek güzel, pek turistik bir etkinlik olduğu hissine kapıldım açıklamalardan, yani bu etkinlik görülmemiş tasarım ve koleksiyonların ilk defa tanıtılacağı  bir “İstanbul Moda Haftası” değil, bu şehre özgün ve moda takvimine girecek bir  moda günleri programı değil gibi. Tabii bu kısım henüz kafamda netleşmedi, belki IFD’ye katılmayan tasarımcılardan yeni koleksiyonlarını sunacak olanlar olur, ya da yukarıda adı geçen ünlü tasarımcılar yeni koleksiyonlarla gelirler, sanıyorum hepsini en doğru şekilde 23-25 Ekim arasında göreceğiz.

| FASHIONABLE ISTANBUL NEDİR?

Solda birlik, sağda birlik, milli bütünlükte birlik, sel felaketinde bile birlik sağlayamayan canım milletimin “moda”da birlik sağlaması elbet düşünülemezdi. İşte karşımızda bir bütünleşememe, destekleyememe, birlik olamama ve hatta gerekirse çamur atma, sabote etme öyküsü daha! Biz modaperestlerin(ki buna moda endüstrisi, moda severler, tasarımcılar,fotoğrafçılar vs dahil) yıllardır hayalini kurup beklediği bir moda haftasına bu sene Ağustos’ta gerçekleşen Istanbul Fashion Days(IFD) ile kavuşmuştuk. Gel gör ki “körün istediği bi göz allah verdi iki göz” misali gündeme bir başka moda günleri bombası mı desem balonu mu desem düşüverdi!! İstanbul’u moda başkenti yapma yolunda atılan çok önemli bir adım olan IFD’ye daha emeklerken takılan bu çelme yani “Fashionable Istanbul” adı altındaki bu alternatif moda günleri ne kadar doğru tartışmalıyız bence. Ama öncesinde “Fashionable Istanbul” nedir onu bir öğrenebilsek! Moda günleri deniyor(takvim nerede?), dünya moda haftalarının finali deniyor(dünya moda haftalarının bundan haberi var mı?).

Fashionable Istanbul’a neden mi “balon” dedim? Çünkü söylentilerle dolu magazinel demeçlerden başka bir şey yok elde avuçta, bulamıyorum, öğrenemiyorum! Yangından mal kaçırırcasına, bir telaş, bir hadi hemen yapalım havası seziyorum ben. Ekim’de gerçekleşeceği söylenen Fashionable Istanbul’un henüz halen bir basın tanıtımı yapılmadı, oysa 14 gün 09 saat 26 dakika sonra Ekim! Kıyaslayalım: IFD’nin Devlet Bakanı tarafından tanıtımı 10 Haziran, basın tanıtımı 2 gün olmak üzere hem ekonomi(bu kısmı ciddi) hem magazin(bu kısmı renkli) basınına çok da şık bir şekilde 29-30 Haziran tarihlerinde yapılmıştı, İstanbul Fashion Days’in başlamasına 1 aydan çok zaman kala.  Bu arada IFD’nin basın tanıtımından aylar aylar önce, tohumlarının ilk atıldığı ve telaffuz edilmeye başlandığı zamanları da hatırlayalım: Şubat-Mart, yani krizin en cafcaflı, en can yakıcı olduğu aylar.

Ama Hikmet Tanrıverdi(ITKIB), İsmail Kutlu(IFD Komitesi) ve Bahar Korçan( MTD ) gibi, bizim gibi hayal kurmayı seven idealistler elini taşın altına, hem de çok ağır bir taşın altına koydu.  Ve de tüm eksikleri, pürüzleri, geliştirilmesi gereken yönlerine rağmen ne de güzel oldu, ne çok konuşuldu, yabancı basında ne çok hayranlık uyandırdı ve ne çok yetenek düşlemek, tasarlamak, dikmek ve satmak için olağanüstü bir platform buldu. Bu noktada bir “Türk”e yapacak tek şey kalıyor: “vay be çok başarılı oldu, basın aç kurt gibi saldırdı, sayfa sayfa yazıldı, baya para da kazanıldı, iyisi mi bravo demek yerine biz hemen alternatif bir organizasyon yapalım; iyisi  mi pastayı büyütmek yerine bölelim parçalara şu pastayı gitsin!” demek. Bir moda haftasının/günlerinin takviminin bu kadar kısa süre kala çoktan belli olması gerekir, ama elimizde değil takvim bir web sitesi bile yok! Yine IFD’yle kıyaslarsak moda günlerinin mekanı, katılımcıları, gün ve hatta saatleri bile  internetten hem kendi web sitelerinden hem de çeşitli başka sitelerden Haziran başında duyurulmuştu.

Eh madem elde somut bir şeyler yok, o zaman bu blogcu söylentiler üzerinden gider mecburen. Gururla basında yer alan şu söylentileri bir değerlendirelim:
(1) ROBERTO CAVALLI DEFİLESİ OLACAK
İşte bu çok sağlam geldi!! Tüm ciddi ve geçerli moda haftaları gibi takvimi epey zaman önce belirlenen ve 23-30 Eylül arası gerçekleşecek olan MILANO MODA HAFTASI’nın programına göre 24 Eylül’de ROBERTO CAVALLI İlkbahar/Yaz 2010 koleksiyonunu tüm dünya basını orada olacağından tüm dünyaya sunacak. Aynı şekilde alt markası olan JUST CAVALLI’yi de. Peki bu durumda Ekim’de Fashionable Istanbul’da sunulacak koleksiyon hangisi olacak? Eğer aynı koleksiyonsa bu sadece bir moda skandalı değil, dünyadan bihaber olduğu düşünülen biz 3. dünyalılara bir hakarettir de! Yok Fashionable Istanbul için hazırlanmış özel bir koleksiyonsa o zaman sevgili okuyucu bu yazının devamını okumaya gerek yok, şapka çıkarıyor, takdir ve tebriklerimi sunuyorum!

(2) PODYUMDA ELIZABETH HURLEY OLACAK:
Vay be işte moda haftası dediğin böyle olmalı! Şu an 45 yaşında olan ve podyumları 1999 senesinde bırakan Hurley zaten podyum modeli değil fotomodeldir. Hala dünyanın en güzel kadınlarından biri olmasına rağmen kendisi bir manken eskisidir, oldu olacak yanına Canan Mutluer’i de katalım! İşte yine “moda” için değil “magazin” için moda! Bari IFD’nin uluslararası model konusundaki eksiğini yakaladınız(ki gerçekten öyleydi), tespit ettiniz, tutun buraya Raquel Zimmerman, Karlie Kloss, Lara Stone, Isabeli Fontana’yı getirin! Şu anda en büyük tasarımcıların podyum modelleri, top modeller bunlar! Ama vitrin için getirilebilir tabii ki neden olmasın, biz bayılırız ikinci sayfaya, ya da kendi mayo markasından bir koleksiyon sunabilir bize!

(3) IFD ULUSLARARASI OLAMADI YERLİ KALDI, BİZ ULUSLARARASI OLACAĞIZ
Bunu söylemek için IFD’yi yalnızca gazetelerin ikinci sayfasında yer alan kalça ve bacak fririkleri üzerinden takip etmiş olmak lazım! Burada biraz rakam ve linkler vermekde yarar var. En basitinden başlayalım, yalnızca ingilizce dildeki arama motorlarına(english google, altavista vs) “Istanbul Fashion Days” girdiğinizde dış basında yer alan bilgileri görebiliyoruz, yani Türkçe google’lamaktan bahsetmiyorum burada. Örneğin WWD; US FASHIONMAG; CCTV; ALL VOICES; IB TIMES; PEOPLE DAILY; FASHIONFREAX; FIBRE; FASHION REPORTERS; FASHION CAPITAL; SPORTSWEARNET gibi sitelerde. Bu linklerden en dikkat çekici olanı WWD‘dir, dünya modasının en geçerli ve bir numaralı haber kaynağı yayınladığı haberlerde öyle seçicidirki, headlinedan girmek epey zordur. Takvimler, yeniler, eskiler, iflaslar, değişen tasarımcılar, üretilen kumaşlar, kozmetik yenilikler hepsi ilk önce WWD’den duyurulur.

Şimdilik Fashionable Istanbul aratınca yabancı basında herhangi bir şey çıkmıyor. Kısacası IFD uluslararası çapta adını İstanbul’un moda günleri olarak duyurmuş ve takvime girmiştir, yani resmileşmiş ve devamı beklenir hale gelmiştir. Rakamlara gelince 30 yıldır kimsenin başaramadığı, yemediği, becermediği bu moda günlerine 22.500 ziyaretçi katılmış ve binlerce dolarlık satış ve bağlantı yapılmıştır.
(4) YABANCI TASARIMCILAR IFD’DE YOKTU, BU ORGANIZASYONDA OLACAK
Artık bu noktada ne desem bilemedim ki, örneğin buradan NEW YORK MODA HAFTASI ve buradan da LONDRA MODA HAFTASI takvim ve tasarımcılarını görebilirsiniz. Bakınız örneğin New York’ta Papua Yeni Gine Moda Birliği’nden bir tasarımcı yok, acaba neden? NY Moda Haftası yeteri kadar uluslararası değil anlaşılan, Amerikalı tasarımcılar kendi aralarında takılıyorlar! Ya moda haftasının olayı zaten o şehrin, ülkenin tasarımcılarını ve yeteneklerini dünyaya tanıtmaktır. New York’ta CFDA(Amerikan Moda tasarımcıları Konseyi), Londra’da BFC(Britanya Moda Konseyi)’ne kayıtlı tasarımcılar defile yapar, dışarıdan gelmek isteyen de buyurur takvimde yer bulursa gelir. DIOR örneğin kalkıp New York’da defile yapmadığı için yerel bir marka mıdır? Bu komediye bu kadar yazdığıma bile inanamıyorum! Neymiş tek Türk HÜSEYİN ÇAĞLAYAN olacakmış, ne yani hiç Türk tasarımcı olmaması bir başarı göstergesi midir?  ÇAĞLAYAN’ın da  Amerika’da Kıbrıslı burada Türk oluverdiğini(!)  bilmeyen yok!
IFD’nin eksiği yabancı tasarımcı değil yabancı lüks büyük mağazacılık temsilcilerinin olmamasıydı, yalnızca HARVEY NICHOLS vardı ki Gamze Saraçoğlu anlaşması da yaptılar bildiğimiz kadarıyla. Umuyoruz NEIMANN MARCUS, SAKS 5th, NET-A-PORTER olsun ileride. Bir tasarımcı için en önemli iki şey A-list ünlülerin üzerinde görülmek(isim için) ve bu büyük lüks mağazalara parça satabilmektir(para için), bir moda haftası için de en önemli şey bunu sağlayabilmektir, ithal olanı sunmak değil!  Bir hazır giyim markası içinse en önemli şey dünya pazarındaki payını arttırmak, ihracatını yükseltmektir, ithal edin diye moda haftası yapılmaz, ihraç edelim diye yapılır. Yabancı marka ve tasarımcıların ağzımızı sulandırması ve Tahtakale’ye taklit mal esinleri vermesi değil, yerel marka ve tasarımcılarımızın dışarıya çıkabilmesi bizi zengin, özgün ve konuşulur yapar!!
Ben bu iki çok önemli nokta için büyük adımların IFD sayesinde atıldığını düşünüyorum, markalar büyük başarı sağladı bile, aynı şey tasarımcılar için de neden olmasın? Daha fazlası neden olmasın? Neden IFD büyümesin? New York’ta ya da Paris’te otellerin salonlarında kendi imkanlarıyla yırtınarak, takvime bile girmeyen ve sadece diplomat eşleriyle Istanbul’daki kankilerine sunuş yapan tasarımcılar, moda sektörünün bir birinden hazzetmeyen büyük patronları, yurtdışındaki dergilerden copy-paste yapmaktan usandığını umduğum moda basını, hepinizden bu güzel bebeği bir üvey kardeşle korkutmaktansa, sadece eleştirip cüce bırakmaktansa allayıp pullamanızı, büyütmenizi diliyorum…Bir şehrin bir çok moda haftası olabilir, dünyada da var. Ama henüz rüştünü ispatlamaya, içindeki zenginliği dünyaya tanıtmaya çabalayan şehirler değil bunlar. İSTANBUL’U “BİRLİK”TE  MODA ŞEHRİ YAPMALI!
[Kaynak:flickr, google, altavista,style.com,wwd,ifd,dailymail]