| 2019: MODADA UYANIŞ VE KAPANIŞ SEZONU

00 Viktor&Rolf İlkbahar 2019 Couture defilesi

2019 moda sektörü açısından oldukça ilginç bir yıldı: uyanışların, tekerrürlerin, önemli kayıpların yılı olduğu kadar belki de uzun zaman sonra modanın en aktivist, en politik olduğu dönemlerinden biri oldu. Seneyi bir efsanenin vefatı haberi ile açtık; Chanel, Fendi ve kendi isim markasının kreatif direktörlüğünü yapan Karl Lagerfeld, Şubat ayında, 85 yaşında hayata veda etti. Ve seneyi bir başka efsanenin, lüks perakendenin en büyük ve simge mağazalarından biri olan Barneys New York’un iflas haberi ile kapattık.

2019 yılı moda endüstrisinin hataları ve yarattıkları ile yüzleşmesine şahit olduğumuz bir yıl oldu. Gen-Z etkisiyle iki kilit konu: sürdürülebilirlik ve çeşitliliği kapsayıcılık moda endüstrisinin en popüler konularıydı bu yıl.

devamini oku

| HAYAL DEĞİL SANAL: MODA ENDÜSTRİSİ VR ve AR İLE GELECEĞE HAZIRLANIYOR

01 VR Başlığında Moda

Yeni olan her şey için hararetli bir istek duyan moda endüstrisi şimdi teknolojideki son gelişmelere cesurca kucak açıyor: arttırılmış gerçeklik (AR) ve sanal gerçeklik (VR)! Son moda haftalarında da gördük ki, dev moda evlerinden tutun gelecek vaad eden bağımsız tasarımcılara çok daha fazla isim defilelerini, kampanyalarını ve hatta yavaş yavaş mağazalarını AR ve VR deneyimleri ile sunmaya başladı. Podyumları robotlar ve dronelar paylaşırken; reklam kampanyaları bir anda ortaya çıkan ama fiziken var olmayan modeller ile modaseverleri sanal dünyaya çekti.

Aslına bakılırsa, özellikle yüksek modanın birincil amacı bizleri – tüm o muhteşem kıyafetler, teatral defileler, dergilerde yer alan editoryaller, kusursuz kodlar ve yaratıcı fotoğrafçılar aracılığı ile- içinde yaşadığımız ortamdan daha ışıltılı, daha farklı, daha fantastik bir dünyanın hayaline sürüklemek. Böyle düşününce moda belki de hamurunda bu olduğundan sanal dünya için en uygun şeylerden biri. devamini oku

| MODA HAFTALARININ ARDINDAN: Z-KUŞAĞININ GETİRDİKLERİ VE GÖTÜRDÜKLERİ

00 dijital yerliler

New York’ta başlayıp Londra’da sona eren ve moda endüstrisinin amiral etkinliklerinden olan moda ayı sona erdi. Dört haftalık defile, sunum, yeniler-eskiyenler-gelecek vaad edenler, göz alıcı sokak stilleri ile dolu dolu bu sezonda her zamanki sıradanlığından öte çok farklı şeyler de oldu. Aslında yeniden gördük ki moda bir bakıma her dönemin aynası ve moda haftaları bize şu an “uyanış” dönemindeyiz dedi. Ve bu uyanış, her zaman Avrupa’daki muadillerinden daha kucaklayıcı, yenilikçi ve açık kafalı olan New York Moda Haftası ile sınırlı kalmayıp gelenek ve miraslarına tutuculuk derecesinde bağlı Milano ve Paris’te bile kendini gösterdi. Moda haftaları İlkbahar/Yaz 2020 sezonunda kıyafet ve trendlerden çok cinsiyetsiz, çeşitliliği kapsayıcı, beden olumlu ve sürdürülebilir hikayeleri ile konuşuldu. Sürdürülebilirlik, çeşitlilik ve kapsayıcılık mesajlarının etrafındaki soru “ne kadar gerçekçi, ne kadarı uygulanabilir?“ olabilir ancak en azından şu an için daha önemlisi bu konuların artık herkesin kafasında olması ve eyleme dönüşmeye başlaması. Peki neden? Neden şimdi? Neden bu denli yoğun? Neden “to die for kalp kalp kalp” şeklinde paylaşılan kıyafetler yerini “100 plastik şişeden üretilen elbise kalp”e dönüştü? Ya da melekler kanatlarını sıradan kadınlara nasıl kaptırdı? Cevabı Z-kuşağında.

devamini oku

| DESTİNASYON DEFİLELERİ: BİR SÖMÜRGE DÜZENİ Mİ, BİR KÜLTÜR KUCAKLAŞMASI MI?

00 Dior Cruise 2020 defilesi Marakeş El Badi sarayında sunuldu12 Mayıs 2019-T24 PAZAR yazımdan

Dünyada bir yerlerde güzel şeyler oluyor, insanlar hayal ediyor, gerçekleştiriyor, üretiyor. Biz de gündemimizle yine her şeye bir seçim arası veriyoruz.

Şu sıra dünya moda sahnesi de oldukça hareketli, Cruise/Resort dediğimiz ara sezon defileleri yanında MetGala ile bu defa moda ve felsefe işbirliğinde bir serginin açılışı yapıldı. Bu yazının konusu ise lüks moda markalarının bir biri ardına gerçekleşen Cruise defilelerini bir süredir moda başkentlerinde değil de farklı destinasyonlarda gerçekleştiriyor olması.

Geçtiğimiz hafta gerçekleşen DIOR Resort 2010 koleksiyonu için evin kreatif direktörü Maria Grazia Chiuri Marakeş’i seçti. Üzerinde DIOR logosu olan koca bir uçakla yüksek moda aristokrasisi Marakeş’e ayak bastı. Instagramda hemen herkesin akışında Marakeş sokakları, sarayları, sanatçıları, çölleri vardı. Elbette sömürge geçmişi olan bir kıtaya lüks bir Avrupa’lı devin gelişi biraz risk, bol protesto ve siyasi söylemler de getirebilirdi ama Chiuri’nin geçmişten aldığı dersler bunların hiç birine sebebiyet vermedi. Önceki destinasyon defilelerinden farklı olarak Marakeş, Dior için bir lokasyondan çok daha fazlası oldu, tüm koleksiyonun kreatif süreci Afrika kültüründen beslenmekle kalmamış, Afrikalı zanaatkarlar (bir ilk olarak satılacak parçaların iç etiketlerinde isimleri de yer alacak) işbirliği içinde çalışılmıştı.  devamini oku

| YÜKSEK MODANIN İYİ KALPLERİ

00 Notre Dame katedrali yangını TIME objektifinden21 Nisan 2019- T24 PAZAR yazımdan

Pazartesi günü bir anda alevler içinde kalan Paris’in simgelerinden Notre Dame Katedrali için Paris’in bir diğer sembolü – yüksek moda- ilk adımı atanlardan olmuştu. Balenciaga, Yves Saint Laurent, Boucheron gibi lüksün dev markalarını bünyesinde bulunduran Kering grubunun sahibi Pinault ailesi katedralin yeniden eski görkemine kavuşması için bir çırpıda 100 milyon euro bağışladı. Çok geçmeden LVMH grubunun sahibi ve Fransa’nın en zengin adamı olan Bernard Arnaut 200 milyon euro bağış yapacağını duyurdu. Dünyanın en büyük lüks grubu LVMH bugün Dior, Celine, Louis Vuitton gibi yüksek moda markaları dışında önemli başka sektör markalarını da kapsıyor. Fransa’nın titanları bu maddi bağış ile bir yanda Paris’in en önemli ve sembolik yapılarından olan Notre Dame katedrali için gerekenden bile fazlasını bir çırpıda bağışlarken, tarih bize bir kez daha bir dini kurumun ihtişamı üzerinden ikiyüzlülük nedir gösteriyor sanki.

Çok değil birkaç sene önce, 2017’de basında ve en çok da sosyal medyada Notre Dame Katedralinin “fukaralığı”nın görüntüleri dolaşmakta idi. Dokunduğun anda parçalanan kireçtaşı yamaları, hava kirliliği ve asit yağmurundan heba olmuş Gargoyle heykelleri tek tek katedral yetkilileri tarafından gösterildiğinde pek de elini cebine atan olmadığı gibi bu tür hizmetler için gereken ödeneklerin vergilerle sağlanabildiğini ve bugünkü bu bonkör ailelerin çoğunun hep bir vergi sorunu olduğunu hatırlatmaya gerek var mı bilmiyorum. devamini oku

| BIO-MODA: GELECEĞİN MODASINA BAKTERİLER Mİ YÖN VERECEK?

03 Bolt Threads şirketinin mikroipekle ürettiği kravat14 NisAN 2019-T24 PAZAR yazımdan

O en sevdiğiniz deri ceketinizin ya da bir çift daha olsun istediğiniz ayakkabılarınızın hiç bir hayvan zarar görmeden, hiç bir plastik kullanılmadan, doğada tamamen çözünebilir ve sıfır atık prensibi ile üretildiğini düşünün, çok daha “şık” olmaz mıydı?

“Bio-fashion” olarak adlandırılan ve birkaç gönüllü tasarımcı ya da girişimcinin ütopik hayali ile başlayan biyoteknoloji ve tekstil birlikteliği bugün moda endüstrisinin bakışlarını çevirdiği çok önemli bir konu haline geldi. Son bir kaç yıldır bazı tasarımcı ve araştırmacılar tarafından multidisipliner olarak üzerinde daha da şevkle çalışılmaya başlanan bu konu modanın geleceğinin mikroorganizmalarda yattığını iddia ediyor. Öyle ki küçük ölçekli labaratuvarlarda mütevazi birer start-up olarak başlayan maceraları bugün çok büyük yatırımlar alan 3 şirket çok daha büyük ölçekli ar-ge çalışmalarına başlamış ve üretime geçmiş durumdalar. Sıfır atık ile sadece ihtiyacın olan kadar malzemenin üretilebildiği ve bu malzemeyle tamamı doğada çözünebilir kıyafetler tasarlamak ütopya olmaktan çıkmak üzere; dahası yüksek moda tasarımcıları da bu şirketlerle işbirliğinde buluşmaya başladı. devamini oku

| YÜKSEK MODAYI ÇIKTIDAN ALMAK

03-Iris-van-Herpen-Skeleton-elbise17 Mart 2019- T24 PAZAR yazımdan

Hemen hepimiz 3D yazıcıların üretim dünyasını, mesken endüstrisini nasıl değiştireceğini ve yüksek ihtimalle eğitimi yeniden şekillendireceğini duyuyoruz. Ancak, 3D baskı teknolojisinden çok şey kazanacak bir endüstri daha var ve o da moda endüstrisi. Üstelik yalnızca kitlesel üretim yapan markalar değil modanın lüks moda markaları ve hatta özellikle sınırları zorlamayı seven couture tasarımcıları da bu teknolojiye gözlerini çoktan çevirmiş durumda. Özellikle 3D yazıcıların maliyetindeki düşüş ve moda endüstrisinin giyilebilir teknolojiye eğilimi, moda tasarımcılarının bu teknolojiyi “yeni bir yaratıcı ortam” olarak kucaklamalarını ve heyecan duymalarını sağladı. Artık yüksek modanın lüks evleri zanaatkarların, terzilerin, kalıpçıların ve nakışçıların yanına mühendisleri ve matematikçileri de yerleştiriyor; defile ya da koleksiyon işbirliklerinde mühendislik firmaları ile anılıyorlar.

3D baskı ürünü moda, kıyafetten ayakkabı ve aksesuara giyilebilir ve üç boyutlu basılmış her şeyi kapsıyor, tasarımlar ise çok klasik ve sıradan görünümlü olanalardan oldukça futurustik birer yüksek moda eserine kadar değişkenlik gösteriyor. Her ne kadar şimdilik 3D baskı tekniği ile üretilmiş kıyafetleri sokağımızdaki butikte bulamıyor olsak da bu inovasyonun ürünlerini özellikle podyumda, büyük tekstil fuarlarında ve müşterilerine “kişiselleştirme” deneyimi vaad eden büyük markaların kimi amiral mağazalarında çokça görmeye başladık. devamini oku