beste gürel indian silk

Babam için iyi olan herşey -cennet olduğu kadar alabalık da- zarafete bağlıydı; zarafet de sanata bağlıydı ve sanat kolay elde edilmezdi.“(*)

Kitabını okuduğum pek çok filmi -bir kaç istisna hariç- izlememeyi tercih ederim çünkü hepimizin bildiği gibi filmleri hiç de bizim hayal ettiğimiz gibi çıkmaz, daha fenası kitapta bize en çok dokunan kısım filmde belki hiç yer dahi almaz; işte bu bende  hayal kırıklığından ziyade “öfke” olarak ortaya çıktığından filmini izlemeyip tatlı canımı sıkmamayı seçerim. Fakat bazı kitapları da filmini izledikten sonra “doyamadığımdan” alıp okumuşluğum vardır. Yukarıdaki satırların ait olduğu “A River Runs Through It & Other Stories” işte onlardan biri. “Bizi  Ayıran Nehir” adıyla Robert Redford’ın yönettiği ve enfes bir Brad Pitt’in döktürdüğü gerçek bir hikayeden uyarlanan bu film zamanında beni çok etkilemişti. Muazzam görüntüler, duygusal bir hikaye, iki erkek kardeş ve bir baba. Sürükleyici, sürprizli ya da şaşırtıcı değil ama huzurlu, gerçek, derin.

Bu post Hilton Dalaman ziyaretim sırasında kendimi o filmin içinde hissettiğim gün doğumlarından birinden geliyor, nehir neredeyse denize kavuşmak üzere, sıra sıra dağlar önümde, güneş onların ardından yükseliyor. Balıklar kocaman sıçrayışlarla günü selamlıyor. Bu sahneyi hissetmişim gibi doğal dekoruma çok uygun bir Beste Gürel kostümü seçmemiş miyim ne dersiniz:)

beste gürel sirens

Bu nehir aslında minik Dalaman Çayı :)

beste gürel beste gürel styleboom beste gürel couture

besign jewelry kol bileziği

 

İpek Elbise BESTE GÜREL Silk Dress (Çekim için ödünç alındı//Borrowed)

Bilezik BESIGN JEWELLERY Arm bracelet

Fotoğraf: Özberk Baz

Lokasyon: Hilton Sarıgerme Dalaman

(*) “My father was very sure about certain matters pertaining to the universe. To him all good things-trout as well as eternal salvation-come by grace and grace comes by art and art does not come easy” – A River Runs Through IT & Other Stories, Norman Maclean



"Bizi Ayıran Nehir" postu İçin 15 yorum yapılmış.

  1. happynil diyor ki:

    Filmi hemen not ettim!saçlarına ve elbiseye vuran günese bir baktım,sonra bir daha baktım! Sevgiler…

  2. Anonim diyor ki:

    Son üç postta baktım sadece..Kafayı kendinle bozmuşssun.artık takip etmeyeceğim

    • styleboom diyor ki:

      tabi bakana öyle, hatta bakmak isteyene instagram icad oldu:) okuyana ise son 3 postta mardin’in zanaatkarları, muhteşem bir film önerisi, ve genç bir çocuğun adım adm profesyonelliğe geçişi var.

  3. sibeleskier diyor ki:

    Sabah perisi sizsiniz bu fotolarda:)Çok zarif ,asil ve güzel:)
    Muhteşem bir yaşam sizin olsun ailenizle birlikte,
    Sevgiler:)

  4. Bahar y. diyor ki:

    Guzellik abidesi hatta tanricasi..

  5. Ceren diyor ki:

    Sevgili Boom, seni uzunca bir zamandır severek takip ediyorum, yazılarını eğlenerek okuyorum, önerilerini merakla deniyorum. Son dönemlerde blogunun profesyonelleştiğini görüyor ancak bunun senin o heyecanlı amatör ruhunun önüne geçmesini üzüntüyle izliyorum. Senin heyecanla sevdiklerini paylaştığın bir blogdan, markalarla proje yapıp reklam yayınladığın bir mecraya dönüşüne hayalkırıklığı ile tanıklık ediyorum. Profesyonellik kötü bir özellik değil tabi ki ama bazen işte o pırıltıyı öldürüyor işte.. Benim durduğum yerden böyle görünüyor sevgili Boom.. Blogunda eski heyecanı bulamamamı senin motivasyonunu düşürmek için değil, aksine belki farklı bir açıdan bakmana yardımcı olur düşüncesiyle yazdım. Sevgiler.

    • styleboom diyor ki:

      ceren övgüler kadar eleştiriler de benim için -hele sizin gibi uzun zamandır takipte olanların sözleri-çok çok önemli. insan hep bir çemberin içinde oluyor,farkedemiyor, o yüzden çemberin dışından bakanlara ihtiyacımız hep var. ben de kendi adıma blogu “profesyonel” olarak yapma kararı alınca tonu ve kararı nasıl olacak diye oldukça düşündüm çünkü sonuçta çocuk sahibi de olunca “geçim” ve “maddiyat” da devreye giriyor, ailene ispat edebilmen gerekiyor ve bu stresle haliyle kararlar etkilenebiliyor. fakat pek çok teklifi, pek çok markayı çok iyi olanaklarına rağmen geri çevirebilme iradesine de, marka işbirliklerimde bana servis edilen bilgileri değil kendi dilimi ve deneyimlerimi kullanırım ısrarını sürdürmeye de hala devam ediyorum. her marka işbirliğimde sıkıcı ve advertorial olacağına belli kurguların, hem takipçilerimin de dahil olabileceği hem de fayda sağlayabileceği kurgulara dönüştürmeye çalışıyorum, okuduklarımdan, izlediklerimden, yarattığım hikayeleri de anlatmaya paylaşmaya çalışıyorum. tabii bir blogu moda dergisi gibi ilk 50 sayfa üst üste reklam alıp sunamazsın, bu ve benzeri şeylere çok dikkat ediyorum. Bunun yanında blogların blog okuyucularının evrilmesi ve değişmesiyle de evrilmesi gerekti. Bunun yanında beni de üzen ve düşündüren gelişmeler var; eskiden keyifle yazdığım ve hazırlamak için saatler verdiğim inceleme yazıları, stl ipuçları vb yazılarım bir “ne giydim” kadar okunmuyor; eskiden ekonomşk parçaların zamansız ama lüks parçalarla kombinlenmesi fikri bzi kadınlar için cazipken ve blogları ayıran en önemli şey bu iken şimdi lüks segment markalardan kombinler daha çok okunup, “beğeni”liyor, Türk kadınının çok çok çok minik bir diliminin ancak edinip giyebileceği parçalarla baştan aşağı yapılan kombinler daha revaçta hale geldi. ben yine bu tür yazılar hazırlamaya ve sunmaya çalışıyorum ve özeliikle çocuk sahibi olduktan sonra “daha değerli hale gelen saatlerimi” yine güzel yazılar yazmak için harcamak istiyorum ama günün sonunda değerli içerik, okunma oranları, takipçi sayıları ve daha bir dolu içi boş rakamın yanında fos kalıyor. Kısacası bu süreçte biz hep beraberiz. blog ve okuru yani:) blogların bu noktaya gelişi nasıl okuru, takipçisi sayesinde ise bundan başka noktaya sürüklenmesi de yine o sayede olacak diye düşünüyprum. her sabah bu blogun başına geçerken ben yine heyecanlıyım, artık amatör müyüm? hayır pek çok şey biliyorum, öğrendim hatta artık öğretiyorum ama hala ilk gün kadar heyecanlı mıyım, konu arıyor muyım evet:) yazacak, anlatacak değerli bir şey yoksa alt alta fotoğraflar koyup bitiriyor muyum? hayır. yine de bana şunu şöyle yapmalısınız mesela bence şu eksildi derseniz mutlaka değerlendireceğimden emin olabilirsiniz.sevgiler

  6. pisimel diyor ki:

    Boom, babyboom doğduğundan beri kaç kitap okuyabildin merak ediyorum? Eğer bu koşturmacada araya sıkıştırabiliyorsan seni tebrik ediyorum :)

    • styleboom diyor ki:

      kaç diye şimdi bir şey diyemem ama epey okuyorum, eskiye göre daha azaldı tabii hem vakitsizlikten hem de artık araya ebeveyn çocuk kitapları da girdiğinden:) tabii arabayı bırakıp artık tmamen toplu taşımaya geçtiğim için de iyi okuyabiliyorum:)

    • Ceren diyor ki:

      Sevgili Boom, samimi cevabın için çok teşekkür ederim.Ben bakış açımı anlatmıştım ama senin açından bakınca da resmin nasıl olduğunu görmeme yardımcı oldun, bu da çok değerli benim için. Eleştiri yaparken insan ideal dünyayı düşünerek olması gerekenleri sıralıyor kafasında ama hayat şartları ideal dünyadaki gibi değil. Maddi ihtiyaçlar var, zaman kısıtı var. Ama senin mükemmeliyetçi yaklaşımını bildiğimden tahmin ediyorum ki hedefin eldeki kısıtlarla faydayı maksimize etmek olacak:) Bu yüzden daha spesifik örnekler vereyim; mesela bazı marka işbirliklerini seninle ilişkilendiremedim. Evet üslubun sana has, ineraktif çalışmalara giriyorsun okuyucuyla ama dediğim gibi bazı markalarla bağdaştıramadım ben. Belki de sorun bende:) İkinci konu; senin yeni tasarımcıları sunumuna hep bayıldım. Bir süredir gölgede kaldılar gibi geliyor bana, blogda pek rastlamıyorum. Beki de gözümden kaçmıştır? Son olarak içerisinde marka geçmeyen, advertorialsız, sponsorsuz post da pek görmüyorum. Tv’de reklama tahammül edemeyip hemen kanal değiştiren, dergide hızlı sayfa geçen bir insan olarak beni boğuyor bu kadar marka, gözüme sokuluyor gibi geliyor. Belki yine sorun bendedir:) Seni anlıyorum, dünyaya ratingler hükmediyor ve gereksiz kapitalizm eleştirisi şeyler anlatmayacağım burada. Çok talep görenle birlikte, blog okuyucusunun da evrilmesine, öğrenmesine katkıda bulunacak, içinde senin ışıltının pırıl pırıl parladığı postlarına biraz daha ağırlık verebilirsin mesela. Annenle diktiklerin, evde kombinlediklerin gibi. Çünkü Styleboom senin bu yaratıcılığın ve dokunuşların sayesinde Styleboom bence. Özetle motivasyonunu düşürmek kesinlikle istemem, somut ve işe yarayabilecek eleştirilerde bulunmak isterim. Çünkü harcadığın çabayı ve emeğini görüyor, çalışkanlığını çok takdir ediyorum. Sevgiler.

  7. zuzuşka diyor ki:

    Boom saçlarını da kendin örüyorsan..herşey bir bütünün mükemmel uyumu içinde:)

Siz de bir yorum birakin:)

E-posta hesabınız yayınlanmayacak.

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>


gunaydin pabucu gunaydin pabucu gunaydin pabucu