7cay

Günaydıın! Herkese “7″den bir çay:)

Hayatta canı çay çeken bir insan değildim, kahve zaten bana göre değil, hiç kahve insanı da olmadım. Bana süt olsun, sıcak çikolata olsun, en fazla ıhlamur olsun, yazın da hep limonata olsundu. Ama ne zaman hamile kaldım bir “çay saati” aşermesi başladı bende, çayı değil de çay saatinin keyfini çekiyordu canım belki de. Ondan sonra bende de 5 çayı başladı, her ne kadar çayseverlerin pek onaylamadığı türden neredeyse trasnparan paşa çayı içiyor olsam da olsun!

Bu hafta “7″nin konuğu çoğumuzun seyahat yazıları ile tanıdığı ama çaya da en az seyahat etmeye kadar düşkün Özge Lokmanhekim:) Seyahatperest isimli blogunda bize dünyayı gezdirirken bir yandan çay keyfini de ihmal etmiyor. Ben de Özge’yi 5 çayı uzmanı ilan ettim ve ona sordum, İstanbul’da çay keyfi yapılası 7 mekanı bizim için yazdı. Demli çayımı yanıma alıp sözü ona bırakayım:)
seyahatperest - cay -5 b

En güzel ritüelim, çay saati

Bir çay lütfen, keyfim olsun!

Styleboom benden en sevdiğim, favori 7 çay mekanımı yazmamı isteyince açıkçası zorlandığımı söylemeliyim. Benim için çay aslında bir tutku, bir ritüel, olmazsa olmaz. Onu 7 mekanla sınırlandırmak çok zor olacaktı, ama “7 köşesi”nin de şartı buydu. Listemi yapmam uzun sürdü, ama en sonunda başardım. En sık gittiğim, en fazla ve farklı çeşit çayı bir arada bulduğum ve çayın yanında ufak kaçamaklar da yapabildiğim mekanların sayısını 7’ye indirdim. Şimdi bir çay demleyin, bir dilim fırından yeni çıkmış kek alın, başlayın okumaya. Eğer sizin de çay keyfi yaptığınız mekanlar varsa, bir zahmet paylaşın, bu çay seveni mutlu etmek adına:) Keyifli okumalar!

1. Dem, Karaköy

Karaköy’de, Hoca Tahsin Sokak’da 17 numarada Dem. Benim ve çay seven pek çokları için İstanbul’un ilk çayevi diyebiliriz. Eylül Görmüş ve Ömer Çağatay’ın açtığı Dem’de 60 çeşit çay var. Dışarıdaki masalarda yer bulamazsan bile içerde, cam kenarı sedire kurulup çayını sipariş verebilirsin. “60 çeşit çaydan hangisini seçeceğim peki?” dediğinizi duyar gibiyim. Dilerseniz hepsini tek tek koklayarak seçme imkanınız da mevcut. Ama sizi bu dertten kurtarıp beğendiklerimi sayabilirim; 18 numaralı yaban mersinli yeşil çay (Hucklrberry Friend), 47 numaralı çikolatalı kırmızı çay (Rooibos Chocolate Heaven) ve 38 numaralı ballı, lavantalı ve çilekli siyah çay (Montagne Bleue). Yanında bir de Japon puding tatlısı sipariş edin, pişman olmazsınız.

2. Shangri-La Bosphorus, Beşiktaş

Beşiktaş vapur iskelesinin tam karşısında yer alıyor Shangri-La Bosphorus. Buraya vapur beklerken akşamları çay içmek için uğramayı seviyorum. Çayı tek başına değil, yanında bal, limon dilimleri ve tuzlu tatlı minik tartlarla sunuyorlar, pek hoş. 100’den fazla çay sunulan çay saatlerini de tavsiye ediyorum. Açık büfede tuzlular, tatlılar, kekler, kurabiyeler, ne isterseniz var. Dilerseniz çaylardan beğendiklerinizi satın da alabiliyorsunuz. Geniş ve rahat koltuklara kurulup bir yandan sohbet edip çayınızı yudumlarken bir yandan da arp dinleyebilirsiniz. Kulağa hoş geliyor değil mi?

3. Çınaraltı, Kuzguncuk

Kuzguncuk’un ana caddesi İcadiye’nin denize bakan ayağında bir balkon misali yer alıyor Çınaraltı. Buradaki banklara oturup çayınızı sipariş verdikten sonra denizi, Boğaz’ı doya doya seyredebilirsiniz. Çınaraltı’nın bir özelliği de sadece Kuzguncuklular’ın değil, şehrin farklı yerleşim alanlarından sanat ve edebiyatla ilgilenen kişilerin uğrak yeri olması. Şair Can Yücel de sık sık bu kafeye gelenler arasındaymış. Kuzguncuk’ta ofisim olduğu dönemde, iş çıkışı dostlarla eve dönüş öncesi toplandığımız, yazın her akşamını keyifle geçirdiğimiz yer burası. Çayı da demli, oldukça lezzetli.

seyahatperest -cay -2b

4. Le Pain Quotidien, Bağdat Caddesi

Yemek yemek için zincir restoranları tercih etmem pek. Ancak Le Pain Quotidien organik ürünleriyle bu alışkanlığımı bozdu. Hem demli çayını hem de organik çayını beğenerek içiyorum. Yanında kişlerini, muffinlerini de tadıyorum elbette. Benim için önemli olan her şubesinde aynı standartı ve aynı ürün kalitesini yakalamış olması.

5. Moda Çay Bahçesi

İstanbul’un yaşanılası semtlerinden Moda. Şimdiki evimizde oturmadan az ev bakmadık sokaklarında. Moda sahilde sıra sıra dizilidir çay bahçeleri. Çocuk parkını arkanıza alıp, kışın sokaktaki kestaneciden 10 TL’lik kestane yazın ise 100 gr. çekirdek aldıktan sonra Kadir’in yerinde ilk boş bulduğunuz masaya oturun, karşınızda deniz, hafif hafif esen rüzgara doğru. Bir de çay söyleyin, tavşan kanı. Bardağınızdaki bitmeden kaldırıp elinizi ikinciyi de sipariş verin, aksi halde kalabalıktan dolayı biraz beklemek zorunda kalırsınız, maksat bardak boş kalmasın.

6. Fauchon, Akasya AVM

Fransız mutfağı temsilcilerinden, dünya çapında iyi mutfak öncülerinden Fauchon. 42 ülkede şubesi var. Sarkozy Cumhurbaşkanı seçildikten hemen sonra soluğu burada almış ve salata yemişti. Çay saatleriyle meşhur İngiliz Kraliyet Ailesi de Paris’e gittiklerinde buradan alışveriş yapıyormuş. Hal böyle olunca, İstanbul’da da şube açtığını öğrendikten sonra denemek farz olmuştu. Harika tatlılar ve kekler sunan Fauchon makaron ve eklerleriyle ün yapmış durumda. Eğer benim gibi çay saatinde tatlısız olmaz diyenlerdenseniz, doğru adres burasıdır.

7. Patisserie de Pera, Taksim

121 yıldır misafirlerine hizmet veren Pera Palace Oteli’nin efsanevi pastanesi yenilendi. Kristal çay bardakları, gümüş çatal bıçaklar, zarif desenli porselen tabaklar ve dantel peçeteler eşliğinde geçmişse ışınlanmış hissiyle bir çay saati yaşamak isterseniz Patisserie de Pera’ya zaman ayırın. Çayın yanında kahveli, vanilyalı makaronlar, ev yapımı çikolatalar, keklerden de sipariş verip kendinizi şımartmayı ihmal etmeyin.

P.S.: İlk foto hariç diğer görseller Özge’nin  kendi  çay saati ritüellerinden:)



"İstanbul’da En “7″ Çay Saati" postu İçin 12 yorum yapılmış.

  1. Anonim diyor ki:

    Şahsi olarak İstanbul’da kinimi kazanmış birkaç binadan biri olan Shangri-La Bosphorus’dan bahsedilmişken; birkaç yıl önce yerinden edilen, Kadıköy iskelesinin hemen yanındaki çay bahçesini de anmadan geçmek olmaz. Şehircilik anlayışının değiştiği bir gün, tekrar, umarım.

  2. eren diyor ki:

    konu çay ise, Üsküdar’da Sahibü’l Çay Asaf Osman Efendi’den bahsetmemek olmaz.
    Boğaziçi Üniversitesindeki öğrencilik yılları boyunca kampüse, cam bardak, kaşık ve bazen kurabiyeleriyle birlikte çay getirir, herkese ikram ederdi. tüm kampüs tanırdı asaf osman’ı.
    Şimdilerde Üsküdar’daki mekanında, çayı Türk musikisi makamlarıyla birlikte sunuyor.
    çayıyla birlikte sohbeti de güzeldir. gidilesi, görülesi.

  3. Bayan Tilda diyor ki:

    Kesinlikle ilk yoruma katılıyorum. Kadıköy iskelesinin yanındaki o güzelim çay bahçesi benim hayatımın enn güzel zamanlarına şahitlik etmişti…

    • styleboom diyor ki:

      annem de ankaradan ne zaman gelse ilk orayı sayıklardı:) istanbuld ayaşarken vağurdan inince ilk oraya uğrarmış, yoksa başı ağrırmış:))

  4. jiji diyor ki:

    izmirde teapot’a bi uğrayın derim. minicik tatlı bi mekan :)

  5. vahit diyor ki:

    Çay seven bir toplum olduğumuz gerçek. Fakat neden ille de çayı saydığınız lüx yerlerde içelim ki? Tophane var, salacak var, kabataş var, pendik sahilde o kadar güzel yerler var. Yani beim canım çay istedi dur shangri-la ya mı gitmeliyim? Sizdeki bu kendini beğenmişliği insanlara hava atma isteğinizi anlayamadım.

    • styleboom diyor ki:

      :)) yazıyı neden güzel sıcacık bir çayı yudumlarken keyifle okumadınız ki? okusaydınız kuzguncuk’taki çınaraltı kahvesini, moda’daki çay bahçesini de görebilirsiniz, shangri-la ile aynı listede işte. lüks olduğundan değil, konuğumuzun “çay keyfi” için bunları denk bulduğundan, yaşam alanı, tercihleri buralarda şekillendiğinden. çayın belki lüksü olmaz ama çay seromonisinin olabilir, kimi çayını simitle tophanede içer, kimi ingiliz saraylısı gibi mini ekler ve petibörler eşliğinde, kimi yerine moduna keyfine göre her ikisini de. ayrıca yazının çayı illa lüks yerlerde için diye bir dayatması yok, kişisel bir liste öncelikle. ben de sizdeki bu önyargılı yaklaşımı, bir liste ile psikolojik çözümleme yapma isteğinizi anlayamadım? bari çay konusunda birlikte dirlikte olalım yahu:o

  6. Sena diyor ki:

    Benim eleştirim çayın lüks bir semtte içilmesi üzerine değil, Shangr-La Bosphorus gibi ucube bir yapının örnek verilmesine olacak. O yapı Beşiktaş’ın salih siluetini yerle bir eden bir yapı Oysa ki üniversite yıllarımın uğrak yeri idi o sahil. Kent tarihi ile, geçmişi ile bir bütündür. Sıcacık çayımızı Beşiktaş’ta Shangi-La Bosphorus’ta değil, başka bir yerde yudumlayalım lütfen boomcum, birlikte ve dirlikte :))

    • styleboom diyor ki:

      yapı konusunda sana katılıyorum, o ucubeden beter süzer plazadan bu yana ne sahile ne silüetine yapılmayan kalmadı zaten. yine de hala biraz umudum var, bu otel malum 14 katlı ama 7 katı 0′ın altında 7 katı üstünde, ya 14′unu de ciksalardı diye dusunmeden edemiyorum:o umarım vapur iskelesine goz koymazlar:)

  7. Ecenur Dogan diyor ki:

    Galata’daki Cha’ya da benim favorilerimden :)

  8. vahit diyor ki:

    Listeyi siz hazırlamamışsınız pardon. Ama yine de şunu vurgulamak istiyorum; Çay gibi pahalı olmayan geleneksel bir zevki ille de seremoni altında pahalılaştırmak bana pek sevimli gelmiyor. ülkedeki açlık sınırını da düşünürseniz sizin gibi tuzu kurular için yazdıklarım pek birşey ifade edemeyecek. Naçizane fikrimdir.

  9. […] ve çayın yanında ufak kaçamaklar da yapabildiğim mekanların sayısını 7’ye indirdim. Styleboom.net blogunda paylaştığım yazıya, burada da yer vermek isterim. Şimdi bir çay demleyin, bir dilim […]

Siz de bir yorum birakin:)

E-posta hesabınız yayınlanmayacak.

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>


gunaydin pabucu gunaydin pabucu gunaydin pabucu